24 Ağustos 2010 Salı

düş/müş/üm

"düşmüşsün" diyor "ve sen şimdi oturmuş neden düştüğünü bulmaya çalışıyosun ama bulamazsın"
"evet, belki bulurum, işte o zaman bir daha düşmem" diyorum
"bulamazsın, çünkü sen değilsin düşmene sebep" diyor "ben sana elimi uzattım bak, sevmeme izin ver seni ve sev beni "

gözlerimi denize dikiyorum neden sonra
cevap ver dalga
yol göster martı.

2 Ağustos 2010 Pazartesi

tamam

kendime büyük bir kadeh roze şarap almalıyım şimdi
ve müzik dinlemeliyim.

uyuyana,
kaybettiklerimi unutamayacağımı kabullenene
ya da tüm güzellikleri unutabileceğime inanana dek.

dün kitap okurken fark ettim
ne güzel kelime
"tamamlanamamışlıklarından".

28 Temmuz 2010 Çarşamba

bıçak

"tamam" diyorum "şimdi bişeyler olmaya başladı"
ama yok.

kendime yapılmasından hiç hoşlanmadığım şeyleri başkasına yapmak şimdi.
gözlerinin içine baka baka bir bıçak saplamak göğsüne ve bırakmak.
devam etmek sonra.
çünkü ağaçlar büyümeye devam eder,
trafik akmaya,
insanlar gülmeye ve ağlamaya devam eder, sırayla.
herkes göğsünde bıçaklarla.
soğumaktır bu ve katılaşmak.
hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.
ve ben yine akşamüstlerinde sahilde oynayan çocuklara bakıp ağlayacağım.

ama durmalıyım ve düşünmeliyim biraz,
bir dakika
bir saniye
bir an
kim kimi sevebiliyor ki artık.

kendimi bile sevmiyorum bugünlerde.
kendimi sevmeyince başka bişeyi de sevemiyorum haliyle.
bencil demeliyim kendime ama ben bugünlerde kendimi ben gibi hissedemiyorum bile.

ne kadar yaklaşırsak birbirimize
o kadar uzaklaşıyoruz farkında olmadan.
zor.
bölünmeden çoğalamaz hücreler çünkü
ve birbirine çarpmadan uzaklaşamaz yıldızlar.

20 Temmuz 2010 Salı

bil

kendime gönderiyorum bu şarkıyı:

sen kör köpek gibi, birbirinin ardından ne kokladın bilmem.
ama hoşuna gidiyo.
ya nolacağdı ya.
bütün bu hevesler, sen istemesen de peşinden geliyo.
ben bunu sana öğretemedim.
döndü geldi buldu yine seni bak.
ben sana burda oynama dedim.
ne baştasın bak ne sonunda
bi karar ver o olucaksın anında
yaptın, bitti. oldu bak hepsi senin.
beğenemedin, sevemedin ama senin. ya nolacağdı ya.
halbuki sen ne güzel yapardın, bir bir kaçardın
çizgilerinden, kaldırımların çizgilerinden, yürürken.


dün gece masada unuttuğun kek gibi kararlı olsan.
onun gibi kuru demiyorum ama hiç değilse bi işe yara.

bi karar ver o olucaksın anında
ah sen bunu bilseydin böyle mi yapardın başta.
keyfin bilir yine de ama basma o yaş tahta.
olduysa olan olur, olmayaydı iyiydi.
tasma takıp dolaşırsın ama gelir yine başa. gelir yine başa.


iki güvercin bir takla atar kanatları yine seni yakar.

5 Temmuz 2010 Pazartesi

seçenek

bugünden her sıkıldığında ya da yorulduğunda
geçmişe kaçıp saklanmak çok acı
kendi tarihimizi içimizde taşıyoruz
gerçeğimiz özümüzde
savaşlarımız var
ve antlaşmalarımız
her seferinde yeniden yazıyoruz sanki
olmamışları olmuş gibi bazen
bazen barizleri yadsır gibi

herşey değişiyor belki

ama küçücük bahçeye kocaman duvarlar örmek gibi
büyüdükçe yaşam
uçsuz çölde içine sığınmak gibi
uzanıp bir çiçeği koklarken utanmak
bulutları seyretmek ve geçmişi düşünmek
yine ve hep bir eksiklik
bir tatminsizlik
memnuniyetsizlik
en büyük sevgi bile doyurmayacakmış gibi gözümü

avuç dolusu gözyaşı akıttım, evet
gözlerimde garip bir uzaklık, ince bir sızı
göğüs dolusu pişmanım, kabul
ama geri dönmek imkansızsa eğer, gitmeme seçeneğimiz nereye saklandı?
ve hesap sorulacak kimse yoksa şimdi, kime söylemeli sözümü?

28 Haziran 2010 Pazartesi

cam

yine yağmur yağıyor.
ama güzel kokusu ve tatlı serinliği dışında konumuzla bir ilgisi yok bugün.

doktora gittim bu sabah
ayağıma batan camı bulup çıkarması için.

"cam" dedi "saydam olduğu için görünmüyor
görünmediği halde can acıtıyor, ne garip"

asıl görünmeyen şeyler can acıtmıyor mu zaten.

"ama vücut yabancı maddeyi kabul etmez" dedim
"nasılsa atar"
"yine de ilerlemesine izin vermemek gerek" dedi doktor
"ne olacağını bilemezsin"
"yok yok" dedi hemşire
"benim de başıma geldi bir kere
1 yıl sonra çıktı ama çıktı nihayetinde"

22 Haziran 2010 Salı

yazyağmuru

kaçmak değil
ama bitmeyen bir uzaklaşma isteği
ve büyüdükçe güzelleşen endişe.

hediye

"şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum." dedi. "bu eksiklik sana değil, bana ait...bende inanmak noksanmış... beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanmadığım için sana aşık olmadığı zannediyormuşum... bunu şimdi anlıyorum. demek ki, insanlar benden inanmak kabiliyetini almışlar.... ama şimdi inanıyorum... sen beni inandırdın. seni seviyorum. deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... seni istiyorum...içimde müthiş bir arzu var... bir iyi olsam!"

- kürk mantolu madonna

11 Haziran 2010 Cuma

votka

kaybetmeyi göze almak zorunda insan birşeye sahip olmak istiyorsa

27 Mayıs 2010 Perşembe

mümkün

rüyamda yine onu görmüş olabilirim bu gece
sabah saçımı beğenmemiş olabilirim
ay dolunay olabilir
akşamki düğünde ne giyeceğime karar verememiş
haftasonumu planlayamamış olabilirim henüz
beni en çok üzenleri sevip
beni en çok sevenleri üzmüş olabilirim.

"allah kadınların gözyaşlarını sayarmış
bu yüzden kadınları ağlatmak çok günahmış" dedi bir arkadaşım öğle yemeğinde
olabilir
ben yine de hayatıma giren herkes için ağlayabilirim.

herkes mutlu görünebilir gözüme
otobüste sevgilisinin saçlarını okşayan genç mesela
yüzyıldır sokakta adaçayı satan dede
şikayet etmekten bıkmayan ofis arkadaşım bile
kuşlar, çiçekler, kediler mutlu olabilir
yüz kez françoise hardy'den "tous les garçons et les filles" dinleyebilirim
11 yıl fransızca okuduktan sonra kemküm konuşabilirim
ve bütün yakışıklı fransızlar liseme hoca olabilir ben mezun olduktan sonra
binlerce karar verip hiçbirini uygulamayabilirim
ve yeni kararlar alabilirim.

hayır demek isterken evet
evet demek isterken belki
belki demek isterken hayır diyebilirim yine.

23 Mayıs 2010 Pazar

pazartesi

yine pazartesi
gevrekpeynirçay
güzel şarkılar
iyi hafta temennileri
haftasonunun yorgunluğu
saçımda geceden kalma bir örgü
sabahın taze kokusu

17 Mayıs 2010 Pazartesi

beyaz

o kadar da zor değilmiş bakarsan
hayallerle kör olmaktan iyiymiş aydınlık gerçekler
zaten hiç basmamış bağrına beni
aynı rüyayı görmemişiz ne yazık.

başkalarının lekesi bizim beyazımızı ortaya çıkarmaya yarıyor ancak.

5 Mayıs 2010 Çarşamba

hıdır

yıllardır dolabımı bekleyen yakası dantelli kendisi çiçekli mavi gömleğimi giydim bugün
çok güzel rüyalar gördüm gece, yine de zor kalktım yataktan
çalıştığım yerden usandım
hiç hayalettiğim gibi değil iş dediğimiz şey
ve hayaletmek birleşik yazılmalı, evet.

4 Mayıs 2010 Salı

dünya

bir dünya istemek ateş
o dünyayı elde etmek dumandır.

çingene atasözü