"tamam" diyorum "şimdi bişeyler olmaya başladı"
ama yok.
kendime yapılmasından hiç hoşlanmadığım şeyleri başkasına yapmak şimdi.
gözlerinin içine baka baka bir bıçak saplamak göğsüne ve bırakmak.
devam etmek sonra.
çünkü ağaçlar büyümeye devam eder,
trafik akmaya,
insanlar gülmeye ve ağlamaya devam eder, sırayla.
herkes göğsünde bıçaklarla.
soğumaktır bu ve katılaşmak.
hiçbirşey eskisi gibi olmayacak.
ve ben yine akşamüstlerinde sahilde oynayan çocuklara bakıp ağlayacağım.
ama durmalıyım ve düşünmeliyim biraz,
bir dakika
bir saniye
bir an
kim kimi sevebiliyor ki artık.
kendimi bile sevmiyorum bugünlerde.
kendimi sevmeyince başka bişeyi de sevemiyorum haliyle.
bencil demeliyim kendime ama ben bugünlerde kendimi ben gibi hissedemiyorum bile.
ne kadar yaklaşırsak birbirimize
o kadar uzaklaşıyoruz farkında olmadan.
zor.
bölünmeden çoğalamaz hücreler çünkü
ve birbirine çarpmadan uzaklaşamaz yıldızlar.
28 Temmuz 2010 Çarşamba
20 Temmuz 2010 Salı
bil
kendime gönderiyorum bu şarkıyı:
sen kör köpek gibi, birbirinin ardından ne kokladın bilmem.
ama hoşuna gidiyo.
ya nolacağdı ya.
bütün bu hevesler, sen istemesen de peşinden geliyo.
ben bunu sana öğretemedim.
döndü geldi buldu yine seni bak.
ben sana burda oynama dedim.
ne baştasın bak ne sonunda
bi karar ver o olucaksın anında
yaptın, bitti. oldu bak hepsi senin.
beğenemedin, sevemedin ama senin. ya nolacağdı ya.
halbuki sen ne güzel yapardın, bir bir kaçardın
çizgilerinden, kaldırımların çizgilerinden, yürürken.
dün gece masada unuttuğun kek gibi kararlı olsan.
onun gibi kuru demiyorum ama hiç değilse bi işe yara.
bi karar ver o olucaksın anında
ah sen bunu bilseydin böyle mi yapardın başta.
keyfin bilir yine de ama basma o yaş tahta.
olduysa olan olur, olmayaydı iyiydi.
tasma takıp dolaşırsın ama gelir yine başa. gelir yine başa.
iki güvercin bir takla atar kanatları yine seni yakar.
sen kör köpek gibi, birbirinin ardından ne kokladın bilmem.
ama hoşuna gidiyo.
ya nolacağdı ya.
bütün bu hevesler, sen istemesen de peşinden geliyo.
ben bunu sana öğretemedim.
döndü geldi buldu yine seni bak.
ben sana burda oynama dedim.
ne baştasın bak ne sonunda
bi karar ver o olucaksın anında
yaptın, bitti. oldu bak hepsi senin.
beğenemedin, sevemedin ama senin. ya nolacağdı ya.
halbuki sen ne güzel yapardın, bir bir kaçardın
çizgilerinden, kaldırımların çizgilerinden, yürürken.
dün gece masada unuttuğun kek gibi kararlı olsan.
onun gibi kuru demiyorum ama hiç değilse bi işe yara.
bi karar ver o olucaksın anında
ah sen bunu bilseydin böyle mi yapardın başta.
keyfin bilir yine de ama basma o yaş tahta.
olduysa olan olur, olmayaydı iyiydi.
tasma takıp dolaşırsın ama gelir yine başa. gelir yine başa.
iki güvercin bir takla atar kanatları yine seni yakar.
5 Temmuz 2010 Pazartesi
seçenek
bugünden her sıkıldığında ya da yorulduğunda
geçmişe kaçıp saklanmak çok acı
kendi tarihimizi içimizde taşıyoruz
gerçeğimiz özümüzde
savaşlarımız var
ve antlaşmalarımız
her seferinde yeniden yazıyoruz sanki
olmamışları olmuş gibi bazen
bazen barizleri yadsır gibi
herşey değişiyor belki
ama küçücük bahçeye kocaman duvarlar örmek gibi
büyüdükçe yaşam
uçsuz çölde içine sığınmak gibi
uzanıp bir çiçeği koklarken utanmak
bulutları seyretmek ve geçmişi düşünmek
yine ve hep bir eksiklik
bir tatminsizlik
memnuniyetsizlik
en büyük sevgi bile doyurmayacakmış gibi gözümü
avuç dolusu gözyaşı akıttım, evet
gözlerimde garip bir uzaklık, ince bir sızı
göğüs dolusu pişmanım, kabul
ama geri dönmek imkansızsa eğer, gitmeme seçeneğimiz nereye saklandı?
ve hesap sorulacak kimse yoksa şimdi, kime söylemeli sözümü?
geçmişe kaçıp saklanmak çok acı
kendi tarihimizi içimizde taşıyoruz
gerçeğimiz özümüzde
savaşlarımız var
ve antlaşmalarımız
her seferinde yeniden yazıyoruz sanki
olmamışları olmuş gibi bazen
bazen barizleri yadsır gibi
herşey değişiyor belki
ama küçücük bahçeye kocaman duvarlar örmek gibi
büyüdükçe yaşam
uçsuz çölde içine sığınmak gibi
uzanıp bir çiçeği koklarken utanmak
bulutları seyretmek ve geçmişi düşünmek
yine ve hep bir eksiklik
bir tatminsizlik
memnuniyetsizlik
en büyük sevgi bile doyurmayacakmış gibi gözümü
avuç dolusu gözyaşı akıttım, evet
gözlerimde garip bir uzaklık, ince bir sızı
göğüs dolusu pişmanım, kabul
ama geri dönmek imkansızsa eğer, gitmeme seçeneğimiz nereye saklandı?
ve hesap sorulacak kimse yoksa şimdi, kime söylemeli sözümü?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)